Gıda güvenliğinde tek bir kontrol sistemi oluşturuluyor

Özbekistan'da gıda ürünleri güvenliği, bitki sağlığı ve veterinerlik alanlarında yönetim ve kontrol sistemini kökten iyileştirmeyi amaçlayan önemli bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi kabul edildi. Bu belge, ülkedeki “tarladan sofraya” sürecini daha düzenli, şeffaf ve uluslararası standartlara uygun hale getirmeyi öngörüyor.
Kararnamenin temel amaçlarından biri, ilgili kurumların faaliyetlerindeki mükerrer görevleri optimize etmek ve tek bir devlet yönetim sistemi oluşturmaktır. Yani gıda güvenliği, veterinerlik, bitki sağlığı ve karantina kontrolünde sorumluluklar net bir şekilde belirlenecek, gereksiz bürokrasi azaltılacak ve karar alma süreci basitleştirilecektir.
Yeni sistem “tarladan sofraya” ilkesine göre çalışacaktır. Bu, ürünün yetiştirilmesinden depolanmasına, taşınmasına, işlenmesine, satılmasına ve tüketiciye ulaşmasına kadar tüm zincirin risk analizi temelinde kontrol edileceği anlamına gelir. Bu yaklaşım, sadece sorun oluştuktan sonra önlem almak değil, riskleri önceden belirlemek ve önlemek için hizmet eder.
Kararnamede mevcut sağlık kurallarının uluslararası gerekliliklere uyarlanması da belirlenmiştir. Özellikle normlar, Codex Alimentarius standartları, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü ve Uluslararası Bitki Koruma Sözleşmesi gerekliliklerine uygun hale getirilecektir. Bu, Özbekistan ürünlerinin uluslararası pazarlarda rekabet edebilirliğini artırmak için önemli bir adımdır.
Belgeye göre, Bitki Karantina ve Koruma Ajansı ile Veterinerlik ve Hayvancılığı Geliştirme Komitesi bünyesinde Gıda Güvenliği Komitesi kurulacaktır. Aynı zamanda Tarım Bakanlığı bünyesinde Hayvancılık ve Mera Geliştirme Ajansı da faaliyete geçecektir. Bu değişiklikler, sektördeki sorumluluğu tek bir merkezde toplamak ve kontrol kalitesini artırmayı amaçlamaktadır.
1 Ocak 2027'den itibaren gıda güvenliğini sağlama alanındaki bazı işlevler kademeli olarak özel sektöre devredilecektir. Bu sayede devlet kontrolünün etkinliği korunurken, özel sektör imkanlarından daha geniş yararlanılması planlanmaktadır. Başka bir deyişle, sistemde hem devletin hem de iş dünyasının kendi yerinde çalıştığı yeni bir model oluşacaktır.
Ayrıca Komite bünyesinde Gıda Güvenliği Enstitüsü kurulacaktır. Bu enstitü; bilimsel analiz, personel eğitimi, standartların iyileştirilmesi ve risk değerlendirmesinde önemli bir merkez haline gelebilir.
Kararnamenin girişimciler için de önemli yönleri var. Karara göre, inceleme için yönlendirilen depolardaki yüklerin saklama maliyetleri 60 milyar som azaltılacaktır. Bu, iş dünyası temsilcileri için önemli bir kolaylık olacaktır. Çünkü gereksiz bekleme, depo masrafları ve evrak işleri her girişimci için zaman ve para demektir.
İthal edilen orta düzey bitki sağlığı riski taşıyan malların kontrolüne harcanan süre de kısaltılacaktır. Daha önce bu süreç ortalama 3 iş günü sürerken, şimdi 1 iş gününe indirilmesi belirlenmektedir. Bu, ithalat süreçlerini hızlandırmaya, ürün sirkülasyonunu canlandırmaya ve pazardaki arz istikrarını sağlamaya yardımcı olacaktır.
1 Ağustos 2026'dan itibaren karantinadaki ürünlerin bitki sağlığı kontrolünde risk yönetimine dayalı otomatik seçme mekanizması devreye girecektir. Burada insan faktörü azalacak, sistem ise risk seviyesine göre hangi yükün daha derin incelenmesi gerektiğini otomatik olarak belirleyecektir.
Risk yönetimi sistemi “E-Fitouz” elektronik portalında oluşturulacak ve Gümrük Komitesi'nin “Tek Pencere” bilgi sistemi ile entegre edilecektir. Bu dijitalleşme süreci, bitki sağlığı kontrolünü hızlı, açık ve kolay hale getirmeye hizmet edecektir. Evrak işleri azalacak, veriler ise tek bir elektronik alanda tutulacaktır.
Ağustos 2026'dan itibaren pilot uygulama olarak meyve-sebze konusunda uzmanlaşmış bazı bölgelerde, ürünlerin yetiştirilmesinden ihracatına kadar bitki sağlığı kontrolünde halk müfettişi faaliyeti de başlatılacaktır. Bu, yerel düzeyde kontrolü güçlendirmeyi ve ihracata giden ürünlerin kalitesini daha erken aşamadan sağlamayı mümkün kılacaktır.
Bir diğer önemli yenilik ise 1 Ocak 2029'dan itibaren meyve-sebze ürünleri ihracatının sadece agroloji merkezleri aracılığıyla gerçekleştirilecek olmasıdır. Bu düzenleme, ürünlerin sınıflandırılması, depolanması, paketlenmesi, sertifikalandırılması ve ihracata hazırlanması süreçlerini tek bir standart temelinde organize etmeyi amaçlamaktadır.
Kısacası, bu kararname gıda güvenliği alanında büyük sistemik değişiklikleri başlatmaktadır. Artık kontrol daha çok risk analizi, dijitalleşme ve uluslararası standartlara dayanacaktır. Bu, tüketici için güvenli ürün, girişimci için daha hızlı süreç, ihracatçı için ise daha güvenilir pazar demektir. Yön doğru: daha az kağıt, daha fazla kalite ve net sorumluluk.
“Zamin”i Telegram'da okuyun!