Kilo vermek için sadece beslenme değil, doğru düşünce yapısı da önemli

İnsan sağlığı ve kilo kontrolü sadece tabaktaki kalori miktarına bağlı değildir. Araştırmalar, tükettiğimiz gıdalar hakkında ne düşündüğümüze bağlı olarak vücudumuzun buna uygun tepkiler verdiğini gösteriyor.
Zamin.uz, zihin ile beden arasındaki bu gizemli bağı ve zayıflamanın psikolojik yönlerini analiz ediyor.
Zihin ve iştah: Beyin nasıl kandırılır?
Pek çok kişi için diyet yapmak, sürekli kısıtlama ve sevilen tatlılardan vazgeçmek anlamına gelir. Ancak bilim insanları, ne yediğimize dair algımızın tokluk hissini belirleyen temel faktör olduğunu vurguluyor.
Eğer düşük kalorili, "diyet" bir yemek yediğinize inanırsanız, beyniniz karnınızın doyduğuna dair sinyal vermekte acele etmez.
Michigan Üniversitesi'nden Profesör Ashley Gearhardt'ın ilginç bir benzetmesi var: "Yüksek oranda işlenmiş gıdalar, gürültülü bir heavy metal konserine benzer. İnsanın dikkatini o kadar çok çekerler ki, sonuçta meyve ve sebzelerin ince 'klasik müziğinden' keyif almak zorlaşır."
Stanford deneyi: Hormonlar düşünceye itaat eder mi?
Stanford Üniversitesi'nden bilim insanı Alia Crum'ın gerçekleştirdiği deney, dünya bilim camiasında büyük yankı uyandırdı. Deney katılımcılarına aynı milkshake verilmiş; bir gruba bunun "düşük kalorili ve hafif", diğer gruba ise "çok lezzetli ve kalorisi yüksek" olduğu söylenmiştir.
Sonuçlar şaşırtıcı: "Lezzetli" içeceği içenlerde açlık hormonu olan ghrelin seviyesi keskin bir şekilde düşmüştür. "Hafif" içeceği içenlerde ise, her iki grup da aynı miktarda kalori tüketmesine rağmen, ghrelin seviyesi neredeyse hiç değişmemiştir.
Bu, yemekten tatmin olmazsanız vücudunuzun metabolizmayı yavaşlatacağı ve sürekli yeme isteği duyacağınız anlamına gelir.
Etiketlerin büyüsü ve suçluluk duygusu
Ürünlerin üzerindeki "sağlıklı" veya "lezzetli" gibi yazılar da iştahımızı etkiler. Araştırmalar, "sağlıklı" olarak etiketlenen gıdaları tüketen insanların kendilerini daha az tatmin olmuş hissettiklerini gösteriyor.
Bir diğer önemli nokta ise şudur: Çikolatalı pasta yerken kendini suçlu hisseden insanlar, bu yemeğin tadını çıkararak yiyenlere göre daha zor kilo verirler. David Robson'ın belirttiğine göre, kendini aşırı derecede kısıtlamak daha sonra kontrolsüz bir şekilde çok yemeye (aşırı yeme krizlerine) yol açar.
Sağlıklı kilo için altın kurallar:
Yemeğin tadını çıkarın: Yiyeceği sadece kalori yığını olarak değil, huzur veren bir nimet olarak kabul edin.
"Hafif" ve "Az" kelimelerinden kaçının: Bu tür tanımlamalar bilinçaltınızı doymamaya programlar.
Doğallığa yönelin: Meyve, sebze ve protein açısından zengin doğal ürünler vücuda gerçek bir tatmin sağlar.
Kendinizi suçlamayın: Zaman zaman sevdiğiniz tatlıyı yemek ve ondan keyif almak, ruhsal ve fiziksel denge için faydalıdır.
Değerli okurlar, yemek yerken kalorileri mi hesaplıyorsunuz yoksa yemeğin lezzetinden keyif mi alıyorsunuz? Hangi yöntem size daha çok yardımcı oluyor?
“Zamin”i Telegram'da okuyun!