Bu yankıdan sonra, Minnesota'daki ICE operasyonu küçültülüyor

Minnesota çevresindeki “sıcak nokta” yavaş yavaş soğuyor: ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) tarafından yürütülen “Metro Surge” operasyonu azaltılacak. Bu, 12 Şubat'ta Beyaz Saray sınır kontrol koordinatörü Tom Homan tarafından açıklandı. Homan'a göre, Başkan Donald Trump'a eyaletten federal ajanları çekme önerisini sundu ve Trump, “elde edilen sonuçları” dikkate alarak bu kararı kabul etti.
Homan, basın toplantısında operasyon sırasında “birçok suçlunun” tutuklandığını ve Minnesota'nın artık onlar için “daha az uygun” bir yer olacağını belirtti. Beyaz Saray, 4 Şubat'ta "Minnesota sokaklarından 4.000'den fazla suçlunun -yasadışı göçmenin- uzaklaştırıldığını" ve bunların arasında "katiller, tecavüzcüler, çete üyelerinin" de bulunduğunu iddia etti.
Bu operasyonun ölçeği basit bir baskın değil, büyük bir "sürpriz paket"ti: "Metro Operasyonu" sırasında, normalde 150 olan federal göçmenlik memuru sayısının binlerceye çıktığı söylenmişti. Reuters'e göre bu sayı yaklaşık 3.000'e yükseldi.
En önemlisi, Homan başka bir tartışmalı noktaya değindi: Operasyon sırasında ICE ajanlarının hastanelerde, ilkokullarda veya kiliselerde kimseyi tutuklamadığını vurguladı. Ancak "bu yerlerin tamamen dokunulmaz olmadığını" -yani, "ciddi bir kamu güvenliği" veya "ulusal güvenlik" tehdidi olarak kabul edilirlerse, bu tür yerlerin muaf olmayabileceğini- ekledi.
Operasyonlardaki azalma neden şimdi başlıyor? Homan'a göre iki faktör rol oynadı: birincisi, tutuklamaların ve "kamu güvenliği tehlikesi" olarak değerlendirilen vakaların sayısı; ikincisi ise federal grupların hızlı müdahale güçlerini çağırma ihtiyacının keskin bir şekilde azalması, yani "kışkırtıcıların" faaliyetlerinin azalması. Hatta "Artık daha fazla kan dökülmesini istemiyorum" dedi.
Aynı zamanda, "dinlenme" tam bir geri çekilme anlamına gelmiyor. Reuters'e göre, Homan daha önce kısmi bir geri çekilmenin başladığını ve şimdi kalanların çoğunun önümüzdeki hafta eyaletlerine geri gönderileceğini veya ülkenin diğer bölgelerine gönderileceğini söylemişti. Bunun, Trump yönetiminin "sınır güvenliği" ve "kitlesel sınır dışı etmeler" hedeflerine hizmet ettiği söyleniyor.
Ancak Ocak ayında Minneapolis'te yaşanan olaylar, bu konuyu basit istatistiklerin ötesine taşıyarak çok acı bir noktaya getirdi. Çeşitli raporlar, federal ajanlarla çatışmaları, artan kamu protestolarını ve en çarpıcı olarak Minneapolis'te iki ABD vatandaşı Renee Goode ve Alex Pretty'nin ölümünü bildirdi. Bu olaylar kamuoyundaki öfkeyi daha da körükledi. Minnesota Valisi Tim Walz, operasyona karşı birkaç kez açıkça konuşarak sonuçlarını anlattı. Ekonomik hasarı, okullar ve günlük yaşam üzerindeki baskıyı, federal yetkililere olan kamu güveninin aşınmasını, göçmen topluluklarının korkusunu ve uzun süreli psikolojik yaraları dile getirdi. "İyileşmenin uzun yolu daha yeni başlıyor" sözleri son günlerde yankı buldu.
Walz'ın asıl endişesi, bu sürecin çocukların hafızasında "ömür boyu sürecek bir çerçeve" haline gelebileceğidir. Yetişkinler için bu, siyaset, tartışma ve sayılar; çocuklar için ise bir gün bir sınıf arkadaşının kaybolması ve hepsi bu kadar. Bu tür sinyaller sadece validen değil, yerel politikacılardan ve kamu figürlerinden de duyuluyor.
Şimdi önemli soru şu: Bundan sonra ne olacak? Bir taraf "operasyon sona erecek" derken, diğer taraf "normal göçmenlik kontrolleri yine de devam edecek" diyor. Dolayısıyla, Minnesota örneği diğer eyaletler için bir "senaryo" haline gelebilir: ajanlar bir yerden ayrılıp başka bir yerde ortaya çıkacaklar. Özetle: gürültü dinebilir, ancak konu uzun süre gündemden düşmeyecek.
Taraftarlara gelince: bu oyunun ikinci yarısı başlıyor - birileri "savunmayı", birileri "saldırıyı" üstlenecek. Şimdi en önemli şey: sorunu güçle değil, hukuk ve hesap verebilirlikle çözebilecekler mi - bunu ancak zaman gösterecek.
“Zamin”i Telegram'da okuyun!