Bilim insanları deniz bulutlarını aydınlatarak El-Nino olayını kontrol altına almanın yolunu buldu

Kaliforniya Üniversitesi Scripps Okyanusografi Enstitüsü'nden bilim insanları, iklim felaketlerine yol açan El-Nino olayını kontrol altına almak için yeni bir yöntem önerdi. Araştırmacılar, deniz bulutlarını aydınlatma (Marine Cloud Brightening — MCB) teknolojisi sayesinde Pasifik Okyanusu'ndaki aşırı ısınma süreçlerinin önemli ölçüde hafifletilebileceğini kanıtladılar. Bu yöntem, okyanus üzerindeki bulutlara mikroskobik aerosol parçacıkları püskürterek güneş ışığını yansıtma kapasitelerini artırmaya dayanıyor. Bu konuda Ixbt.com haber veriyor.
Science Advances dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, bu proje gezegeni sürekli soğutmak için değil, belirli tehlikeli iklim olaylarına karşı kısa vadeli bir müdahale aracı olarak görülüyor. Kate Ricke ve Jessica Wan liderliğindeki ekip, 2019-2020 yıllarında Avustralya'da meydana gelen yıkıcı orman yangınlarını doğal bir deney örneği olarak inceledi. O dönemde atmosfere yükselen devasa miktardaki aerosoller, Pasifik Okyanusu'nun güneydoğusundaki bulutları daha parlak hale getirerek su yüzeyinin soğumasına neden olmuştu.
Avustralya yangınlarından alınan dersler
Avustralya'daki "Kara Yaz" (Black Summer) döneminde meydana gelen doğal süreç, 2020-2023 yılları arasındaki uzun süreli La-Nina olayını tetiklemişti. Bilim insanları bu verileri kullanarak yapay müdahalenin ne kadar etkili olacağını modellediler. Araştırmada 1997-1998 ve 2015-2016 yıllarındaki en güçlü El-Nino vakaları analiz edildi. Sonuçlar, bulut aydınlatma sürecinin haziran ayından başlayıp şubat ayına kadar devam ettirilmesi durumunda okyanus sıcaklığının 1,88 °C'ye kadar düşürülebileceğini gösterdi.Ancak müdahale zamanlaması kritik öneme sahip. Eğer süreç geç, örneğin aralık ayında başlarsa, soğutma etkisi sadece 0,31 °C'de kalıyor. Bu, iklim manipülasyonunun beklenen sonucu vermesi için zamanında ve kesin bir plan dahilinde uygulanması gerektiği anlamına geliyor. MCB teknolojisi sadece güneş ışığını yansıtmakla kalmıyor, aynı zamanda okyanus ve rüzgarlar arasındaki karmaşık etkileşim zincirini de değiştirebiliyor.
Teknik imkanlar ve beklenmedik riskler
Projenin olumlu yönleri olsa da bilim insanları olası yan etkileri konusunda da uyarıyor. Modelleme sürecinde, Pasifik Okyanusu'ndaki bu yapay soğutmanın dünyanın diğer noktalarında beklenmedik değişimlere yol açabileceği anlaşıldı. Özellikle bazı senaryolarda Avrupa ve Asya bölgelerinde sıcaklık artışları gözlemlendi. Bu durum, iklim sistemlerinin birbirine ne kadar sıkı bağlı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.Teknik açıdan bu projeyi hayata geçirmek için devasa bir filo gerekecek. Bilim insanlarının hesaplamalarına göre, okyanus yüzeyinin yaklaşık yüzde 7'sinde aerosol püskürtmek için 2400 civarında özel gemi gerekiyor. Bu rakam, dünya ticaret filosunun yaklaşık yüzde 2'sine tekabül ediyor. ixbt.com'a göre, böylesine geniş çaplı bir müdahale teknolojik olarak mümkün olsa da, çevresel güvenliği konusunda henüz birçok soru işareti bulunuyor.
Sonuç olarak, deniz bulutlarını aydınlatma teknolojisinin gelecekte El-Nino'nun neden olduğu kuraklık ve sellere karşı bir kalkan olabileceği söylenebilir. Ancak bu yöntem iklim sorunlarının mutlak çözümü değil, sadece geçici bir önlem olarak görülmelidir. Şimdilik bilim insanları bu "doğal deneyin" sonuçlarını daha derinlemesine incelemeye devam ediyorlar.





















Yorumlar 0
…