Bilim İnsanları İnsan DNA'sında Kayıp ve Bilinmeyen Bir Türün İzini Buldu

Uluslararası bir araştırmacı grubu, modern insan genomunda daha önce bilim tarafından bilinmeyen eski bir hominin türüne ait genetik izler tespit etti. Science dergisinde yayımlanan bilimsel çalışmada, bu keşfin fosil DNA örneklerine ihtiyaç duymayan yeni TRACE algoritması sayesinde gerçekleştirildiği vurgulandı. Bu yaklaşım, insanlık evrim tarihi bin yıl boyunca farklı türlerin defalarca birbiriyle karıştığı karmaşık bir süreç olduğunu göstermektedir. Bu konuyu Ixbt.com aktarıyor .
Günümüzde paleogenetiğin temel sorunu, antik örneklerin eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Sıcak iklim koşullarında veya bir milyon yıldan uzun süre önce yaşamış organizmaların DNA'sını korumak imkansızdır. Bu nedenle daha önce fosil örneği bulunmayan bölgeler ve popülasyonlar araştırmacılar için kapalı kutu olmuştur. Yeni geliştirilen TRACE yöntemi ise modern genomları veri tabanındaki hazır örneklerle karşılaştırmak yerine, her bir DNA fragmanının yüz binlerce yıl boyunca kalıtım sürecini izleyen evrimsel ağaçlar yani atasal rekombinasyon graflarını yeniden oluşturur.
ixbt.com'un bildirdiğine göre, bu yazılım algoritması simülasyonlar yardımıyla test edildiğinde yaklaşık yüzde 90 doğruluk oranı göstermiş ve hata olasılığını yüzde 0,25'in altında tutmuştur. Ardından bilim insanları bu yöntemi Afrika, Avrupa, Asya ve Okyanusya'daki popülasyonları kapsayan «1000 Genom» projesi verilerine uyguladı. Sonuç olarak algoritma, önceden bilinen Neandertal ve Denisova insanı genlerini tespit etmenin yanı sıra hiçbir bilinen gruba uymayan tamamen yeni bir «hayalet» karışım da buldu.
Bilinmeyen Popülasyonun Sırları
Yapılan incelemelerde, söz konusu gizemli genetik parçanın Yeryüzündeki tüm insanlarda — hem Afrikalılarda hem de diğer kıtalardaki bireylerde yüzde 0,5 ile yüzde 1,1 arasında değişen oranlarda bulunduğu ortaya çıktı. Bu fragmanların Neandertal DNA'larına kıyasla daha kısa olması, olayın oldukça eski bir döneme ait olduğuna işaret etmektedir. İstatistiksel analizler, söz konusu grup atalarının modern insanlardan yaklaşık 830 bin yıl önce ayrıldığını, aralarındaki karışım sürecinin ise insanlığın Afrika'dan çıkışından önce gerçekleştiğini gösterdi.Araştırma, genetik manzara konusunda da önemli sonuçlar ortaya koydu. TRACE haritasına göre antik DNA, insan genomunun yüzde 70'inden fazlasını kaplamaktadır. İlginç bir şekilde, daha önce Neandertal ve Denisova genlerinden arındırıldığı düşünülen «genetik çöllerde» bile bu «hayalet» izler bulunmuştur. Örneğin, konuşma süreciyle ilgili FOXP2 geninin bulunduğu 7 numaralı kromozomda bu karışımın sıklığı yüzde 13,3'e ulaşmaktadır. Bu durum, doğal seçilimin herhangi bir eski gene karşı değil, yalnızca zararlı genetik yük taşıyan belirli soy hatlarına karşı çalıştığı anlamına gelmektedir.
Kuşaklar Boyu Aktarılan Ultra Antik Kalıtım
Araştırmanın bir diğer katmanı, Okyanusya nüfusunun — Papua Yeni Gine, Vanuatu ve Santa Cruz adaları sakinlerinin genomunda tespit edildi. TRACE, burada Denisovalı DNA'larının içine yerleşmiş ve çok derin bir farklılaşma gösteren segmentleri öne çıkardı. Uzmanlar bunu «ultra antik» introgresyon olarak yani Denisovalıların kendilerinin de daha eski bir popülasyonla karışması ve daha sonra bu genleri modern insanlara aktarması şeklinde açıklamaktadır.Söz konusu soy hattının ayrılma zamanı yaklaşık 1,77 milyon yıl öncesine dayanmakta olup bilim insanları bu bağlamda Homo erectus türünü en uygun aday olarak görmektedir. Şimdilik bunun için doğrudan maddi kanıtlar bulunmamaktadır, ancak yeni hesaplama yöntemi fosillerin korunmuş olmasına bağlı kalmaksızın ilk kez kesin bir nicel değerlendirme sunmaktadır. Bilgisayarlar ve algoritmalara dayanan genom arkeolojisi, gelecekte milyon yıllık tarih sırlarını çözmede yegane yola dönüşmektedir.





















Yorumlar 0
…