Netanyahu ABD’yi İran ile savaşa nasıl sürükledi?

Orta Doğu’daki kritik durum ve Beyaz Saray’ın İran’a yönelik politikası dünya kamuoyunun gündeminde kalmaya devam ediyor. Amerikan diplomasisinin eski yöneticileri tarafından dile getirilen görüşler, Washington ile Tel Aviv arasındaki gizli anlaşmaları ortaya çıkarıyor. Zamin.uz bu jeopolitik süreçlerin en önemli noktalarını sunuyor.
Eski Dışişleri Bakanlarından dikkat çeken itiraflar
Eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, ABD’nin İran ile müzakerelerdeki pozisyonunun ciddi şekilde zayıfladığını belirtti. 2009–2013 yılları arasında görev yapan Clinton’a göre İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, yıllardır Amerika’yı Tahran’a karşı silahlı bir çatışmaya sürüklemeye çalışıyor.
“Netanyahu, önceki başkanları İran ile sonsuz bir çatışmaya girmeye ikna etmeye çalıştı. Ben ise hiçbir somut sonuç vermeyen bu tür girişimleri her zaman reddettim,” dedi Hillary Clinton.
Bu görüşler, ABD’nin bir diğer eski üst düzey siyasetçisi John Kerry tarafından da doğrulandı. Kerry’ye göre George W. Bush, Barack Obama ve Joe Biden, Netanyahu’nun İran’a saldırı taleplerini sürekli olarak reddetti.
Trump ve Netanyahu’nun “video sunumu”
Analistlere göre, ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı askeri operasyon, Netanyahu’nun güçlü etkisinin sonucuydu. İsrail Başbakanı’nın Beyaz Saray’da saatler süren görüşmeler ve özel video sunumlarıyla Donald Trump’ı Tahran’da rejim değişikliğinin gerekli olduğuna ikna ettiği belirtiliyor.
Ancak bu saldırı, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ABD tarihindeki en az desteklenen askeri operasyonlardan biri oldu. Trump yönetimi, İran’ın ABD için doğrudan bir tehdit oluşturduğuna dair herhangi somut bir kanıt sunamadı.
Ekonomik baskı ve siyasi istifalar
İran’a karşı başlatılan saldırı, yalnızca Orta Doğu’da değil, ABD dahil olmak üzere tüm dünyada fiyatların keskin şekilde artmasına neden oldu. Bu durum Trump yönetimi üzerindeki iç ve dış baskıyı artırdı. Washington’un “Tel Aviv’in ritmine göre hareket etmesinden” rahatsız olan bazı yetkililer görevlerinden istifa ediyor.
Uluslararası adalete darbe
ABD yönetimi, Netanyahu’yu korumak amacıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) yaptırımlar uyguladı. İnsan haklarını korumayı ve küresel adaleti sağlamayı amaçladığını iddia eden bir kuruma karşı alınan bu önlemler, uluslararası toplum tarafından benzeri görülmemiş bir adım olarak değerlendiriliyor.
Değerli okuyucular, sizce ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaş küresel ekonomiye başka hangi olumsuz etkileri yapabilir? Beyaz Saray’ın Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yönelik yaptırımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
“Zamin”i Telegram'da okuyun!