Siyasi oyun: Paşinyan, Putin ile görüşmesinde AB'ye yönelimin 'stratejik bir tercih olmadığını' söyledi

Bişkek'te gerçekleşen görüşmede Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ermenistan Başbakan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'ın dış politikasındaki en büyük çelişkiyi, yani aynı anda hem Avrupa Birliği (AB) hem de Avrasya Ekonomik Birliği'ne (AEB) üye olma arzusunu ele aldı. Görüşme sırasında Vladimir Putin, resmi Moskova'nın Ermenistan'ın tercihine göre hareket edeceğini, Erivan'ın gerçek bir Avrupa entegrasyonu yolunu seçmesi halinde Rusya'nın ikili ilişkileri kökten gözden geçireceğini belirtti.
Daha önce Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, AEB yükümlülükleri ile Avrupa'ya yönelim arasındaki çelişkinin ancak halk referandumu yoluyla çözülmesinin yasal bir mekanizma olacağını açıkça ifade etmişti. Ancak Bişkek'teki müzakerelerde Paşinyan, Ermenistan siyasi tarihinde benzeri görülmemiş bir itirafta bulundu.
Referandumu atlatma hilesi: Avrupa'ya adım neden atılmıştı?
Ermenistan'ın 'Jamoatchilik tribunali' (Halk Mahkemesi) yayınına göre, Nikol Paşinyan, Haziran 2026'da ülke parlamentosu tarafından kabul edilen AB'ye giriş sürecini başlatma yasasının, Ermenistan'ın gerçek stratejik tercihi olmadığını vurguladı.
Görünüşe göre, sivil toplum kuruluşları bu konuda bir halk referandumu düzenlemek için 250 bin imza toplamaya başlamıştı. Hükümet ise halkın doğrudan oy kullanmasına izin vermemek ve bu senaryoyu önlemek amacıyla parlamento aracılığıyla aceleyle yasayı kabul ettirdi. Devletin kaderi için belirleyici olması gereken bu adım, aslında halkın iradesini engellemek için sadece taktiksel bir manevra olarak kullanıldı. Paşinyan, referandum düzenlemeyi, AB'ye resmi başvuru yapılana ve adaylık statüsü alınana kadar 'erken' olarak nitelendirerek belirsiz bir tarihe erteledi.
Analistlere göre bu itiraf, aynı anda üç tarafa yönelik açık bir siyasi oyun oldu:
Rusya'ya karşı: Moskova'nın talep ettiği ve yasal olarak gördüğü halk referandumunun kasten engellendiği ve Avrupa entegrasyonunun aslında sadece durumdan çıkış yolu olduğu ifade edildi;
Avrupa Birliği'ne karşı: Erivan'a 2,5 milyar avroluk yatırım paketi ayıran ve vizesiz rejim konusunda müzakereler yürüten Brüksel'e, bu yasaların sadece bürokratik bir hile olduğu gösterildi;
Ermenistan halkına karşı: Hükümet, halktan planlarına aykırı bir yanıt almaktan korkarak vatandaşları doğrudan oy kullanma hakkından mahrum bıraktı ve parlamentodaki çoğunluk oyuna güvendi.
Moskova ile ilişkilerin soğuması: 2025–2026 kronolojisi
Bişkek'teki görüşmeye kadar Ermenistan yönetimi, Kremlin tarafından dostça olmayan adımlar olarak değerlendirilen bir dizi adım attı:
26 Aralık 2025: Paşinyan, KGAÖ'yü (ODKB) 'etkisiz' ilan etti ve buradaki katılımı gözden geçireceğini söyledi;
Şubat 2026: Kazakistan'daki KGAÖ tatbikatlarını reddeden Erivan, aynı anda NATO üyesi Yunanistan ve Bulgaristan'ın askeri birlikleriyle ortak tatbikatlar düzenledi;
Mayıs 2026: Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Ermenistan parlamentosunda Rusya'ya karşı suçlamalarda bulundu ve Erivan buna hiçbir diplomatik itirazda bulunmadı;
Haziran 2026: Parlamento, AB'ye giriş sürecini başlatma yasasını kabul etti;
Ağustos 2026: Paşinyan, Batı medyasına verdiği röportajda, önümüzdeki beş yıl içinde KGAÖ'ye dönme niyetinin olmadığını, aksine NATO ile ilişkileri kolaylaştırmak için Ermenistan'ı örgütten çıkarmalarını istediğini belirtti.
Belgedeki strateji ve sözlü inkar: İki farklı gerçeklik
Ağustos 2026'da Ermenistan hükümeti, 2026–2031 yıllarını kapsayan sosyo-ekonomik kalkınma programını onayladı. Beş yıllık bu resmi belgede, AB ile stratejik ortaklığın derinleştirilmesi, mevzuatın ticaret ve gümrük alanlarında tamamen Avrupa standartlarına uyarlanması, 2,5 milyar avroluk Avrupa yatırımlarının özümsenmesi ve 2031 yılına kadar KGAÖ'ye dönülmemesi açıkça belirlendi.
Ancak, Avrupa normlarına geçiş pratikte AEB düzenlemeleriyle doğrudan çelişmektedir. Paşinyan'ın Bişkek'te tüm bu adımların referandumu atlatmak için yapılmış geçici bir taktik olduğunu itiraf etmesi, hükümetin kendi resmi programını anlamsız bir siyasi görünüme dönüştürdü. Resmi belgede Avrupa tercihinin kaçınılmaz ve stratejik olduğu belirtilirken, Başbakan'ın kendisi bunu basit bir durum gerekliliği olarak yorumladı.
Ermenistan şu anda ağır bir siyasi belirsizlik içinde kalmaya devam ediyor: Moskova tarafından AEB çerçevesindeki ekonomik ayrıcalıkların iptal edilmesi riski artıyor, Avrupa Birliği'ne entegrasyonun net bir meşru temeli yok ve ülke içindeki stratejik yönelim kişisel açıklamalarla boşa çıkarılmış durumda.
Sizce Nikol Paşinyan'ın Rusya ile Batı arasındaki bu tür ikili diplomatik hamleleri, Ermenistan'ı ekonomik krizden koruyabilir mi, yoksa tam tersine ülkeyi her iki tarafın güveninden de mahrum mu bırakır? Analizlerinizi yorumlarda paylaşın!






















Yorumlar 0
…