ABD tarafından Ali Khamenei'ye yönelik suikast nasıl gerçekleştirildi?

Fotoğraf: Reuters / İran Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı'nın ofislerinin bulunduğu bina, Cumartesi sabahı yapılan saldırıdan sonra
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırısı etrafında yeni ve oldukça dikkat çekici ayrıntılar ortaya çıkıyor. Operasyondan haberdar kaynaklara atıfta bulunan The New York Times, saldırı arifesinde ABD Merkez İstihbarat Teşkilatı'nın ana hedef olan İran'ın en üst düzey lideri Ali Khamenei'nin nerede olduğuna özellikle dikkat ettiğini yazdı. Reuters, benzer bir kaynağa atıfta bulunarak, ABD istihbaratının Khaminai'nin konumu hakkında doğru bilgi aldığını bildirdi.
ABD Merkez İstihbarat Teşkilatı'nın (CIA), birkaç ay boyunca Haminai'nin hareket planı, güvenlik rotaları ve olası buluşma yerleri hakkında bilgi topladığı bildirildi. Kaynaklara göre, son zamanlarda İran üst düzey liderliğinin 28 Şubat'ta Tahran'ın merkezindeki hükümet ve güvenlik makamlarının bulunduğu bölgede bir araya geleceği bildirildi. En önemlisi, istihbaratın bu toplantı sırasında Ali Khaminai'nin de orada olacağını "yüksek bir doğrulukla" işaretlediği söyleniyor. Bu iddialar çoğunlukla NYT kaynaklarına dayanmaktadır; resmi ABD yetkilileri tüm ayrıntıları açıkça doğrulayamadı.
Bu bilgi, ABD ve İsrail için büyük bir fırsat olarak değerlendirildi. Çünkü bu, aynı anda hem İran'ın siyasi ve güvenlik elitinin toplandığı noktaya hem de en üst düzey liderin yakın konumuna darbe vurma fırsatı yarattı. Reuters'a göre, saldırı daha önce farklı bir zamana planlanmış olabilir, ancak üst düzey yönetim toplantısı hakkındaki güncellenmiş istihbarat verileri operasyonun hızını ve süresini etkiledi.
Metinde belirtildiği gibi, bu toplantıya İran'ın en üst düzey yetkililerinin - askeri ve güvenlik blokundaki bir dizi kişinin - katılması bekleniyor. Daha sonra, bazı büyük isimler için ölüm haberleri gerçekten resmi veya yarı resmi kaynaklarda doğrulandı. Özellikle, Reuters ve diğer kaynaklar Muhammed Pakpur'un öldüğünü yazdı ve İran'a yakın bazı bilgi kaynakları Ali Şamhani hakkında da aynı bilgi verdi.
Saldırının kendisi de basit değil, doğru hesaplamalara dayalı bir operasyon olarak tanımlanıyor. Kaynaklara göre, nispeten az sayıda, ancak uzun mesafeye uçabilen ve yüksek hassasiyetli saldırı silahlarıyla donatılmış uçaklar görevlendirildi. Saldırının aynı anda Tahran'ın birkaç noktasına yapıldığı söyleniyor. Reuters, saldırıyı İran liderliğinin iç çevrelerinin toplandığı bir döneme denk gelen, oldukça koordineli bir operasyon olarak tanımlıyor.
Bu olay, İran için beklenmedik ve ağır bir darbeydi. NYT kaynaklarına ve Reuters'a göre, Tahran savaş tehdidini fark etse de, bu tür hızlı ve hedefli bir saldırı senaryosuna karşı yeterli önlem almamıştır. Başka bir deyişle, ABD-İsrail istihbarat işbirliği ve bilgi alışverişi saldırının en güçlü yönü haline geldi ve İran bu noktada ciddi şekilde açık kaldı.
Kaynaklar ayrıca bir diğer önemli noktayı da vurguluyor: saldırılar yalnızca üst düzey lidere yakın çevrelerle sınırlı değil, aynı zamanda İran istihbarat sisteminin üst kademelerine de yönlendirilebilir. Bu iddia henüz tüm ayrıntılarıyla bağımsız olarak doğrulanmadı, ancak NYT'ye atıfta bulunan bir dizi yayın, İran istihbarat yetkililerinin bulunduğu noktaların da hedef alındığını yazıyor. Bu nedenle, bu kısmı şimdilik dikkatlice kabul etmek daha doğrudur.
Kısacası, mevcut durum şunu gösteriyor: bu saldırı sadece bir askeri saldırı değil, aylarca süren izleme, yüksek hassasiyetli istihbarat ve ABD-İsrail yakın koordinasyonunun bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Önümüzdeki saatlerde yeni kanıtlar ortaya çıkarsa, bu operasyon son yılların Orta Doğu'daki en önemli ve en zorlu istihbarat askeri operasyonlarından biri olarak tarihe girebilir.
“Zamin”i Telegram'da okuyun!